REFORMLAR:

 

ORTAK (OBP) BALIKÇILIK POLİTİKASINDA REFORM

Balıkçılık Yönetimine Uzun Dönemli Bir Yaklaşım
Filo Politikaları ve Filoya Devlet yardımları
Sosyo-ekonomik önlemler ile ilgili reformlar
Sulara ve kaynaklara giriş ile ilgili reformlar
Kontrol ve yürütme ile ilgili reformlar
Girişimcilerin  dahil olması ve katılımcı karar alma üzerine reformlar
Denizcilik Politikası üzerine bütünleşik bir yaklaşım

 

Yeni önlemler 1 Ocak 2003 itibari ile yürürlüğe girmiştir. Bu önlemler 1993’ten beri OBP’yi yöneten temel kuralları ve Balıkçılığın Yönlendirilmesi Mali Aracı Fonu Tüzüğü’nü tadil ederek, yapısını önemli oranda değiştirmiş yerini 01 Ocak 2007 tarihi itibari ile Avrupa Balıkçılık Fonuna bırakmıştır. Teknelerin ıskartaya çıkarılmasını teşvik etmek için (tekne söküm fonu olarak da adlandırılan)  acil fon kurulmasını benimsemiştir.

Alınan bu kararlar balıkçılık yönetimini verimli kılacak ve uzun dönemde kaynakların sürdürülebilir kullanımı; balıkçılık sektörü mali kapasitesinin iyileşmesini sağlaması amaçlanmıştır. Ortak Balıkçılık Politikasında öngörülen başlıca değişimler aşağıda belirtilmiştir:

*       OBP’ nin amaçları; bilimsel tavsiyeler ve balıkçılık yönetimi tedbir yaklaşımına göre sucul canlı kaynaklarının sürdürülebilir kullanımına odaklanmak üzere  gözden geçirilmiştir. Diğer taraftan sürdürülebilir su ürünleri yetiştiriciliğini de kapsar.

*       OBP Birliğin çevresel, ekonomik ve sosyal yönleri ie sürdürülebilir gelişmesini hesaba katarak dengeyi kurmak suretiyle kesinlikle bütünleşmiştir.

Balıkçılık Yönetimine Uzun Dönemli Bir Yaklaşım

*       Balıkçılık yönetimine daha uzun dönemli bir yaklaşım benimsenerek, güvenli biyolojik stok limitleri dışında kalanlar için çok yıllık iyileştirme planları ve diğer stoklar için çok yıllık planlar kapsamında gerçekleştirilmiştir. Bu planlar – ilgili devletler için ve özellikleri her bir stok için ve avlandıkları yönteme göre oluşturulmaktadır – çok yıllık yakalama hedeflerini ve herhangi bir durum için iyileştirme planlarını, bu hedeflere göre av çabasının azaltılması, gerekli olduğu zaman planın hedeflerine ulaşmasını da içerecektir. Bunlar aynı zamanda uygun diğer teknik önlemleri de kapsayacaktır. Bu yaklaşım av miktarlarındaki yıldan yıla ani değişimlerin önlenmesini sağlayacaktır ve balıkçılara daha dengeli koşullar altında çalışma ve balıkçılık etkinliklerini daha iyi planlamalarına izin verecektir. Birkaç iyileştirme ve yönetim planı derhal ortaya konması ve 2003 yılında başlaması reform ile planlanmıştır.

*       Yeni uygulamalar ile eğer balıkçılık etkinlikleri çerçevesinde kaynakların korunması veya deniz ekosistemine ciddi bir tehdit bulunuyorsa Komisyon tarafından alınan önlemler 6 ay için uygulanabilir ve gerektiğinde 6 ay uzatılabilmektedir. Üye devletler tarafından kendi kıta sahanlıkları için alınan kararlar da üç ay süre ile geçerlidir.

*       Üye devletler 12 mil alanı içerisinde tüm balıkçı tekneleri için kaynak koruma ve yönetim önlemleri konusunda karar alabilirler ve uygulayabilirler. Bu kararlar Konseye danışıldığında diğer ilgili üye devletler ve ilgili Bölgesel Tavsiye Konseyi ile ayrımcılığa yol açmayacak şekilde alınacak ve uygulama da herhangi bir Avrupa Birliği koruma önlemi yoksa onun yerini alacaktır.

Filo Politikaları ve Filoya Devlet yardımları

AB; balıkçılık filolarının av çabalarını kısıtlamıştır. Kullanılabilir durumdaki kaynaklarla avcılık arasındaki dengeyi eşleştirebilmek için daha basit bir sistem benimsemiştir. Önceki sitem olan Çok-Yıllık Yönlendirme Programlarının ki bunların filo kapasite fazlası ve düzenlemede verimsiz olduğu ispat edilmiştir, değiştirilecektir. Yeni sistem Üye Devletlere balıkçı filoları ile avlanabilir kaynaklar arasında daha iyi bir denge tutturabilmek için daha çok sorumluluk verecektir. Aşağıdaki önlemleri içermiştir:

*       Referans seviyeleri 31 Aralık 2002 tarihli Çok Yıllık Yönlendirme Programları’na dayanarak ayarlanacaktır. Ne zaman devlet yardımlarında kapasite geri çekilir referans seviyeleri otomatik ve kalıcı olarak azaltılacaktır. (Eğer bir tekne devlet yardımlarıyla geri çekilmiş ise hizmetten referans seviyeleri eşdeğer kapasite seviyesine indirilecektir); devlet yardımları ile filoya katılan her kayıtlı gross tonaj için (önümüzdeki iki sene için geçerli 2003, 2004 yıllarında geçerli olmak üzere), Üye Devletler devlet yardımı vermeksizin tekne faaliyetlerine son vereceklerdir.

a) eşdeğer kapasite miktar olarak (1:1 giriş/çıkış oranı) 100 GT kadar olan teknelere için (GRT) veya
b) 1.35 ton (1: 1.35 giriş / çıkış oranı) 100 GT üstündeki tekneler için;

*       2003 - 2004 yıllarından sonra Balıkçı filolarının yenilenmesi için devlet yardımı veren üye devletler filolarının toplam kapasitelerini referans noktalarına istinaden toplam kapasiteyi %3 düşürmek zorunda kalacaklardır;

*       Filoya katılan yeni teknelerin toplam balıkçılık kapasitesinin, kalıcı olarak filodan çıkartılanlarla eldeki balık kaynaklarına göre kapasitesi ayarlanmış olanların kapasitesini geçmemesini sağlamak üye devletlerin sorumluluğunda olacaktır.

*       Balıkçı teknelerinin yenilenmesine yönelik yardımların dağıtımı önümüzdeki iki yıl için daha geçerli olacaktır (2004 sonuna kadar) ve sadece 400 GT’nin altına geçerli olacaktır. IV. Çok Yıllık Programdaki (MAGP IV) bütün hedeflerine ulaşmış Üye Devletler için kısıtlanmış olacaktır ve paylaşım şartları yukarıda tanımlanan giriş/çıkış oranı şartlarına uymak zorundadır. Bu iki yıllık program üye devletlere filolarını modernize etme imkanı sağlayacak, bu esnada 2004’ten sonra av çabasını artırmaya katkıda bulunacak her hangi bir yardımın sağlanmayacağına dikkat çekecektir.

*       Tekne modernizasyonu için yardım en az 5 yıllık olan teknelere; güvenlik, ürün kalitesi veya çalışma koşulların iyileştirilmesi amacıyla ve seçici av araçları ve teknikleri ve de Tekne İzleme Sistemi (VMS) kurmasına yönelik olarak verilecektir. AB yardımı Çok Yıllık Yönlendirme Programlarında bütün kapasite hedeflerine ulaşan Üye Devletler için kısıtlanacaktır.

*       Üye Devletlerin; iyileştirme planlarında başarıya ulaşmak için av çabasında ek indirim sağlanması amacıyla 32 Milyon Euro’luk bir “tekne söküm fonu” kurulmuştur. Av çabası; iyileştirme sonucunda %25 veya daha fazla azaltılması gereken tekneler de bu fonlardan yardım almaya uygundur. Primler Balıkçılığın Yönlendirilmesi Mali Aracı Fonu tarafından ıskartaya çıkarılan teknelerden %20 daha fazla olacaktır.

*       3. ülkelere kalıcı olarak gönderilecek AB tekneleri için yardım 2004 yılının sonuna kadar verilecektir. Her ne kadar 3. ülkelere yapılan ihracat kısıtlanmış olsa da, AB’nin balıkçılık anlaşması imzaladığı ya da ortak yatırımda bulunmak aktardığı bu ülkelerden birine ihracatta sınırlamalar getirilecektir (Komisyon aksine bir karar vermedikçe). Primin miktarı ihracatta Balıkçılığın Yönlendirilmesi Mali Aracı ıskartaya çıkartma priminin %30’u ile, ortak girişimlerde de %80’i ile kısıtlanacaktır.

Sosyo-ekonomik önlemler ile ilgili reformlar

*       Balıkçılık faaliyetlerine geçici olarak ara vermek zorunda olan balıkçılar ile gemi sahiplerine üye devletlerce verilen yardım, durdurmalar öngörülemeyen durumlardan kaynaklandığında 2000-2006 yılları arasında tüm dönem için 3 ay arka arkaya ya da 6 ay süreyle tahsis edilebilir. Geçici olarak durdurma, eğer bir iyileştirme ya da çok yıllık idare planının yürürlüğe konmasından, veya Komisyon veya üye devletler tarafından karar verilen acil önlemlerden kaynaklanıyor ise, yardımın süresi bir yıldan iki yıla uzatılabilir.

*       Balıkçıların av sektörü dışındaki profesyonel faaliyetlerine geri dönmeleri konusunda eğitimleri için yapılan yardımlar, balıkçılık faaliyetine part-time olarak devam etmelerine izin verecek şekilde balıkçılık dışındaki faaliyetlerinin çeşitlendirilmesini desteklemek için de verilecektir.

Sulara ve kaynaklara giriş ile ilgili reformlar

*       Balıkçı gemilerinin geleneksel olarak faaliyet gösterdiği 6-12 millik zonlara girişini sınırlayan mevcut sistem sürdürülmektedir. Bu sınırlamalar, en hassas bölgelerdeki av çabasını sınırlanmasında ve belirli kıyı topluluklarının sosyal ve ekonomik olarak gelişmesi ile ilgili geleneksel balıkçılık faaliyetlerinin korunmasında etkili olmaktadır. Bu sistem, 31 Aralık 2012 tarihine kadar uygulanabilecek ve ileride Konsey tarafından bir Komisyon raporu temelinde değiştirilecektir.

*       Shetland Kutusu’na girişi sınırlayan vb. diğer düzenlemeler sürdürülecektir. Komisyon, 2003 yılında kaynakların korunması ve sürdürülebilirliğini değerlendirmek açısından bu ve bunun gibi düzenlemeleri gözden geçirecektir. Konsey, 2004 yılı sonunda muhtemel değişiklerle ilgili karar verecektir.

*       İrlanda Kutusu’nu da içeren Batı sularına giriş konusunda, Komisyon’un bu suların bazılarına girişi sınırlayan ayırıcı önlemlere son vermeyi amaçlayan önerisine dayanarak Konsey tarafından henüz bir karar alınmamıştır.

*       Stokların her üye ülke için sınırlı paylaşımına dayanan nisbi stabilite ilkesi korunmaktadır. Yerel nüfusun balıkçılığa ve ilgili faaliyetlere bağımlı olduğu bölgelerin özel ihtiyaçlarını korumaya yönelik ek balıkçılık fırsatlarının tahsisine izin veren ve “Lahey tercihleri” olarak da adlandırılan bir referans sağlanmaktadır (Bu hüküm, Birleşik Krallık ve İrlanda’yı ilgilendirmektedir).

*       Kuzey Denizi’ne giriş ile ilgili olarak; İspanya, Portekiz ve Finlandiya balıkçı gemilerinin belirli zonlara girişindeki kısıtlamaları içeren geçiş dönemi 31 Aralık 2002’de sona erecek ve bu gemiler 1 Ocak 2003’den itibaren bu alanlardaki düzenlenmemiş ve tahsis edilmemiş kaynakları kullanarak balıkçılık yapma hakkını elde edeceklerdir. Düzenlenmemiş balıkçılığın, düzenlenmiş balıkçılığı etkileyip etkilemediğini değerlendirmek açısından sıkı bir şekilde izlenecektir; eğer etkiliyor ise, bilimsel tavsiyelere dayanarak Komisyon tarafından yeni kurallar önerilecektir.

2003 TAC’leri -Toplam Müsaade Edilebilir Av Miktarları 20032003 yılında belli balık stokları ve balık stok grupları için balıkçılık olanakları ile ortak koşulları, Topluluk sularında Topluluk deniz araçları için uygulanabilir olan av sınırlamalarının bulunduğu sularda ve bazı morina stoklarının iyileştirilmesi için geçici önlemleri belirleyen Konsey Tüzük Önerisi

Bazı morina stoklarının yüksek çökme riski ve düşük av limitlerini kontrol etmedeki zorluklar nedeniyle Uluslararası Deniz Keşif Konseyi’nden (ICES) ve Balıkçılık Bilimsel, Teknik, Ekonomik Komitesi’nden (STECF) bilim adamları balıkçılık hakkında bir moratoryum önermiştir. Böyle bir tedbirin ilgili filolar üzerindeki ekonomik ve sosyal etkisi yüzünden ve bilim adamlarına danışıldıktan sonra, Komisyon moratoryuma bir alternatif olarak uygun yürütmenin sağlanabilmesi için morina ve morina ile ilişkili balıkçılıkta ciddi miktarlarda düşürülmüş avcılık olanakları, av çabası sınırlamaları ve kontrol tedbirleri önermişlerdir.

Konsey morina için geçici iyileştirme önerileri konusunda mutabakata varmış ve Komisyon tarafından önerilen düzeylerden genel olarak daha yüksek düzeylerde Toplam Müsaade Edilebilir Av Miktarlarını belirlemiştir.

Bu nedenle Kuzey Denizi’ndeki morina için Komisyon Toplam Müsaade Edilebilir Av Miktarında %66’lık bir azalmaya neden olacak olan balık ölüm oranını %80 oranında azaltmak için öneride bulunmuştur. Konsey, sonunda Toplam Müsaade Edilebilir Av Miktarını %45 oranında azaltmaya yönelik olarak balık ölümünde %65’lik bir azaltma konusunda mutabık kalmıştır. Ortak türler konusunda (örneğin, morina ile birlikte avlananlar) Kuzey Denizi’nde Konsey tarafından teklif edilen ve belirlenen oranlar aşağıdaki gibidir:

haddock

% 70 - % 50

berlam

% 76 - % 60

pisibalığı 

% 17 - %   5

 

Kontrol ve yürütme ile ilgili reformlar

*       OBP reformunun temel kısımlarından bir tanesi de, kontrol ve uygulamanın güçlendirilmesi ve eşit şartların oluşturulmasına katkıda bulunan daha uyumlu OBP kurallarının yerine getirilmesidir. Kontrol ile ilgili önlemler daha etkili olacak ve üye ülkeler ile Komisyon arasındaki sorumluluk paylaşımı ve pazarlama zincirinde yer alan balıkçılar ile yöneticilerin temel gereksinimleri netleşecektir. OBP kurallarının etkili bir şekilde kontrolü, teftişi ve uygulamasının sağlanması üye ülkelerin sorumluluğundadır.

*       Üye ülkeler arasındaki işbirliği sağlamlaştırılacak ve her üye ülke filosunu kendi sularında ve Topluluk sularında kontrol etme yükümlülüğünün yanında diğer üye ülkelerin 12 mil bölgesi dışında kalan Topluluk sularında da kontrol edebilecektir. Üye ülkeler aynı zamanda ilgili kıyı ülkesi rıza gösterdiğinde ve teftişler özel bir izleme programı dahilinde olduğunda diğer üye devletlerin Topluluk sularındaki gemilerini de kontrol etme yetkisine sahip olacaktır. Herhangi bir üye ülke uluslar arası sularda başka bir üye devletin bayrağını taşıyan AB balıkçı gemilerini teftiş etme yetkisine sahip olacaktır. Diğer bütün durumlar için başka bir üye devlet tarafından teftiş etme yetkisi isteğe bağlı olarak verilecektir.

*       Topluluk denetçileri diğer üye devletlerin denetçileri veya Komisyon denetçileri tarafından hazırlanan teftiş ve izleme raporları herhangi bir üye ülkede yönetimsel ya da hukuki yöntemlerdeki kabul edilebilir kanıtlar olarak düşünülebilir.

*       OBP kurallarının ihlali nedeniyle meydana gelen eşitsizlikleri azaltmak için üye devletlerin ulusal hukuk kurallarına göre uygulanması konusunda herhangi bir önyargı olmaksızın Konsey tarafından üye devletlerce uygulanmak üzere bir yaptırım kataloğu hazırlanacaktır. Üye ülkeler kuralları ciddi bir şekilde ihlal etmeye devam edenler ile ilgili acil önlemler almak zorunda kalacaklardır.

*       Komisyon OBP kurallarının üye devletler tarafından uygulanmasının değerlendirilmesi ve kontrolünden sorumlu olmaya devam edecektir. Komisyon, kaynakların korunmasında ciddi tehditlere yol açacak balıkçılık faaliyetlerinin olduğuna dair kanıtları bulursa acil önleyici tedbirler alabilecektir. Mevcut risk ile orantılı olmak mecburiyetinde olan bu tedbirler 3 hafta süreyle uygulanabilecek ve en fazla 6 aya kadar uzatılabilecektir.

*       Komisyon, ilgili üye devletin kotasından kesinti yaparak kendi balıkçılık olanağını aşan üye ülkeleri cezalandırabilecektir.

*       Komisyon OBP kurallarının üye ülkelerce uygulanmasının daha etkin bir şekilde izlenmesi için gemilerin, iş önceliklerinin ve OBP ile ilgili faaliyet gösteren diğer kuruluşların teftişlerini ilgili üye ülkenin denetçileri tarafından eşlik edilmeksizin yürütebilecektir. Ancak bu teftişler avların ilk karaya çıkarıldığı yerler, ilk satışı ve balıkçı gemileri ile sınırlıdır. Böyle teftişler teftiş edilen tarafın itiraz etmesi durumunda yapılamayacaktır.

*       Uydu bazlı Gemi İzleme Sistemi (VMS) 1 Ocak 2004’den itibaren 18 m’nin üzerindeki gemiler, 1 Ocak 2005’den itibaren de 15 m’den daha büyük gemiler için uygulanacaktır.

*       Topluluk düzeyindeki birleşik teftiş yapısının kuruluşu ile ilgili olarak AB karşısında daha etkili bir uygulama için ulusal ve AB izleme-teftiş kaynaklarını bir araya getiren fikirler bir sonraki yılın başlarında Komisyon tarafından sunulacaktır.

 

Girişimcilerin dahil olması ve katılımcı karar alma üzerine reformlar

Konsey tarafından OBP’de balıkçıların ve girişimcilerin katılımını arttırmak amacıyla Bölgesel Danışma Konseyleri (Regional Advisory Committees - RACs) kurulmuştur. Bu konseyler; balıkçılar, bilim adamları ve ilgili balıkçılık bölgeleri ve deniz alanları ile ilgilenen tüketici grupları ve balıkçı, yetiştiricilik ve çevre temsilcileri tarafından düzenlenir. Herhangi bir Üye Devletten gelen ulusal ve yerel yetkililer aynı zamanda katılım sağlayabilir ve Komisyon da toplantılara iştirak edebilir.

*       Komisyon Bölgesel Danışma Kurulları’na başvurabilir ve tavsiyeler ve teklifler sunabilir ya da kendi alanlarında OBP kurallarının uygulanmasına ilişkin sorunlarla ilgili olarak Komisyon’u veya Üye Devleti uyarabilir. Her bir Bölgesel Danışma Kurulu en az iki üye devletin yetkisi altındaki deniz alanlarından sorumlu olacak, kendi kurallarını uygulayacaktır. 

Konsey ayrıca 2003’ten itibaren uygulanacak bir dizi önlemi kapsayan Akdeniz’deki balıkçılık hakkında önerilmiş Eylem Planı hakkında sonuçlara ulaşmıştır.

OBP reformu bağlamında, Konsey yılın başlarında Komisyon tarafından sunulan diğer önerileri dikkate almıştır: çevreyi koruma gerekliliklerinin OBP’ye dahil edilmesini hedefleyen Topluluk Eylem Planı yasa dışı, bildirilmemiş ve düzenlemeye bağlanmamış balıkçılığın ortadan kaldırılması için Topluluk Eylem planı, Avrupa yetiştiriciliğinin sürdürülebilir gelişimi için bir strateji, AB balıkçılık sanayiinin yeniden yapılandırılmasının sosyal, ekonomik ve bölgesel sonuçlarını karşılayan bir Eylem Planı ve balık atıklarını azaltmayı amaçlayan Eylem Planı. Bu düzenlemeler 2003’ten itibaren uygulanmaya başlayacaktır.

AB DENİZCİLİK POLİTİKASI

Avrupa Birliği Komisyonu, deniz ile ilgili sektörel politika alanları arasındaki eksiklikleri tanımlamak ve geçmişteki zorluklardan ve engellerden edinilen tecrübeleri ortaya koymak amacıyla paydaşlarla birlikte bir yıl süren bir çalışmanın ürünü olarak 7 Haziran 2006 tarihinde Avrupa Birliği için Gelecek Denizcilik Politikası konusunda bir “Yeşil Belge” yayımlamıştır. Turizmden liman idaresine kadar birçok yatay konuyu içeren bu konu yasal bir yükümlülük getirmemekle birlikte, gelecekteki AB Denizcilik Politikasının oluşturulmasında önemli bir yer alacaktır.

Avrupa Birliği’nin yapısına bakıldığında denizin önemi ortaya çıkmaktadır. Bunlara örnek verecek olursak:

*       Birliğin nüfusunun küçük bir kısmı denizden 50 km içeride yaşamaktadır.

*       Birliğin büyük bir sahil nüfusu bulunmaktadır.

*       AB’nin dış ticaretinin % 90’ı ve iç ticaretinin % 40’ı deniz limanlarından gerçekleştirilmektedir.

*       Gayrisafi milli hasılanın % 3 ila 5’i denizcilik yolu ile sağlanmaktadır.

Avrupa Birliği’nin denizcilik ile ilgili sektörleri incelendiğinde en büyük on sektör aşağıda belirtilmiştir:

    1. Denizcilik ve taşımacılık
    2. Deniz turizmi
    3. Açık denizde gaz ve petrol çıkartılması
    4. Denizcilik ekipmanı
    5. Gemi inşası
    6. Limanlar
    7. Balık/deniz ürünü işleme
    8. Balıkçılık
    9. Denizlerde yetiştiricilik
    10. Araştırma ve geliştirme

Buradan hareketle, Birlik denizcilik ve okyanuslar ile ilgili konuların bütünsel bir yaklaşımla ele alınmasına karar vermiştir. Deniz hukuku da incelendiğinde, okyanus ile ilgili sorunlar hep birbiri ile bağımlı olmuştur. Birleşmiş Milletler tarafından da bütünsel bir yaklaşım istenmektedir. 2002 yılında Johannesburg’ta alınan kararlar ile hepsi bütünsel bir deniz politikası ile gerçekleştirilmektedir. Ayrıca Avustralya, Kanada ve Amerika gibi birçok ülke de entegre okyanus politikaları geliştirmektedir. 2005-2009 yılları için belirlenen stratejik hedeflerde tüm katılımcıları kapsayacak, çevresel olarak sürdürülebilir şekilde bir denizcilik politikası oluşturulacak ve bu politika denizlere yönelik bilimsel araştırma, teknoloji ve yeniliklerle desteklenecektir.

7 Haziran 2006 tarihinde yayımlanan Denizcilik Politikası ile ilgili yeşil belgede ele alınan konular aşağıda belirtilmektedir:

*       Rekabet edebilirlik

*       İstihdam becerileri: GSYİH’ın büyük ölçüde üretildiği alan denizcilik istihdamıdır. Bu alanda istihdam açığı olabilmektedir. Denizciler emekli olduğunda yerine geçecek birisi henüz yetişmemiş oluyor. Bu konuda daha ilginç bir kariyer oluşturulabilir mi konusu araştırılmaktadır.

*       Gözlem – veri toplama: Tüm insan faaliyetlerinin toplanmasıdır. Bu yapılan bir şeydir, ancak bunların toplanması gerekmektedir. Bu sistemi koordine ederek Avrupa Kıyılarındaki tüm faaliyetleri izleyecek bir sistem henüz oluşturulmamıştır. Bu güvenlik açısından çok önemlidir. Düzenlenmemiş bildirilmemiş balıkçılığın belirlenmesi balık çiftliklerinin belirlenmesi açısından çok önemlidir.  Bu şekilde deniz hatları çok daha iyi bir şekilde ortaya çıkacaktır. Bu istemi herkesin erişebileceği şekilde oluşturmak gereklidir.

*       Entegre Sahil Bölgesi Yönetimi (ICZM): Sahillerdeki tüm çalışmaların etkin ve pratik bir şekilde oluşturulması ve kıyının tüm kullanıcılarla uyumlu hale getirilmesidir. Çok sayıda kullanımı vardır, aynı bölge kullanılmaktadır. Bunların örgütlenmesi yapılarak herkesin kendi bölgesini en iyi şekilde kullanması amaçlanmaktadır.

*       Denizel çevre: Hem AB içinde, hem de dışında ele alınması gereken önemli bir konudur.

*       Deniz kaynakları: Denizde bulunan kaynakların etkin bir şekilde kullanılması gerekmektedir.

*       Emniyet – güvenlik: Bu konuda özellikle Konteynırların güvenliği ön plana çıkmaktadır. Eldeki bazı araçların birbirine daha etkin bağlanması gerekmektedir. Göç yolu üzerinde olan Akdeniz’de önemli bir konu olarak göze çarpmaktadır.

*       Araştırma ve Teknolojik Gelişme

Ortak bir denizcilik politikasından beklenen faydalar:

*       Sağlıklı bir çevre

*       Kaynakların iyi kullanımı ve yenilik

*       Denizcilik

*       Toplulaşma – küme oluşturma

*       Uygun bir denizel çevre: Kıyı bölgelerini çekici kılmak ve böyle kalmasını sağlamak amaçlanmaktadır. Kıyısal risk (çevre önlemleri, küresel ısınma ve diğer iklim koşullarına karşı önlem almayı amaçlamaktadır)

*       Kara ve deniz ile ilgili noktaların ortak yönetimi

Farklı faaliyetlerin hizmetinde olan verilerin kullanımı, mekansal planlama, denizcilik politikasını destekleyecek mali destekler okyanuslarla ilişkileri düzenleyecek araçlar olacaktır. Denizcilik yönetişiminde mevcut olan yapıyı da dikkate alarak, fazla özelleşme engellenmeli, paydaşların düşünceleri alınmalı, hükümetlerin katılımı sağlanmalı ve okyanuslar ele alınacak şekilde birtakım değişiklikler getirilmelidir. Açık deniz etkinlikleri (arama-kurtarma, sahil güvenlik, bayrak denetimleri, vb.) konusunda üye devletler arasında farklı yaklaşımlar bulunmaktadır. Bunlar daha yakından incelenerek bir araya getirilmeli, aynı sistemlerin kullanılması sağlanmalıdır.

Denizel miras ta dikkat çeken bir konudur. Üye Devletlerin bu politikayı oluşturmaktaki girişimleri, yetki ikamesi (subsidiarity) konusunda konu ile yakından ilgilidir. Yerel düzeydeki yetkililer bu konuda teşvik edilmektedir. Dünya filosunun % 40’ı bünyesinde barındıran AB, deniz taşımacılığına çok önem verilmektedir. Sektörde navlun en iyi kaliteye getirilmek istenmektedir.

Denizcilik politikası ile ilgili detaylı bilgiler http://www.ec.europa.eu/maritimeaffairs adresinden temin edilebilmektedir.

*Küme (Cluster): Yoğun bir etkileşim ile inovasyon faaliyetlerinin teşvik edilmesi amacıyla tasarlanan, belli bir bölge ve sektörde faaliyet gösteren büyük şirketler, küçük ve orta büyüklükteki işletmeler, üniversiteler ve/veya kamu araştırma kurumlarının bir araya gelmesiyle oluşmuş gruplardır. Küme, yerel kaynakları paylaşan, ortak teknolojileri kullanan, bağlantılar ve birleşmeler (ittifaklar) oluşturan, ayrıca bütünleyici ilişkiler içinde işbirliği yapan şirketler ve ortak kurumlar grubudur. Artan ekonomik entegrasyon, Avrupa’da özellikle uzmanlaşmayı arttırmaktadır. Bu çerçevede, politika oluşturanların, rekabet edebilirlik politikasının bir elemanı olarak küme yaklaşımı üzerinde durmaları önemlidir. Artan bir şekilde küme-clusterlar ve üretim ağlarına dahil olan KOBİ’ler önemli bir rol oynamaktadır. KOBİ’ler Avrupa Birliği sanayinin belkemiğini oluşturmakta ve istihdamın üçte ikisini ve toplam katma değerin %60’ını oluşturmaktadırlar. Yeni organizasyon metodları, taşeron (subcontracting) ağları giderek KOBİ’lerin önemini arttırmakta, büyük firmaların başarısı giderek kendilerine mal üreten küçük ve orta ölçekli üreticilerin başarılarına dayanmaktadır. “İnnovative cluster”larda (yenilikçi kümeler), çoğunluğu KOBİ olan işletmeler,  yenilikçi fikirlerin ve Avrupa sanayisinin dinamik bir parçası olmaktadırlar.